Diyabet Eğitim ve izlem Polikliniği..


TEŞHİS VE TEDAVİSİ YAPILAN HASTALIKLAR

Diyabet Nedir?

Diyabet, vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ÖMÜR BOYU SÜREN bir hastalıktır. Kan şekerinin yükselmesi ile ortaya çıkar.

DİYABET ÇEŞİTLERİ

Diyabetin iki temel tipi mevcuttur:

Tip 1 Diyabetes Mellitus

Tip 2 Diyabetes Mellitus

Tip 1 Diyabet Nedir?

T1 DM, pankreas hücre harabiyetine bağlı olarak insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan klinik tablodur.

İnsülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkan Tip 1 diyabet, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıkar. Hastalar, ömür boyu insülin hormonunu dışardan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundadırlar.

Tip 1 Diyabet Neden Olur?

Bilinmeyen bir nedenle harekete geçen bağışıklık sistemi, insülin yapımını üstlenen hücreleri tahrip etmektedir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında hastalık belirtileri ortaya çıkar.

Tip 1 Diyabet için Kimler Daha Yüksek Risk Taşır?

Anne, baba kardeş gibi birinci derecede yakın akrabalarında Tip 1 diyabet olanlarda, Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlarda, Gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kadınlarda daha yüksektir.

Tip 1 Diyabette Tedavi Nasıl Olmalıdır?

Tip 1 diyabetin tedavisinde değişmez kural insülin enjeksiyonudur. Bu tip şeker hastalığında insülin kullanmak bir zorunluluktur ve hayat kurtarıcıdır. Tedavinin diğer temel taşları ise sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve eğitimdir.

Tip 2 Diyabet Nedir?

Sıklıkla erişkinlerde şişman (obez) kişilerde ve ailede diyabet hastalığı olan kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler.

Tip 2 Diyabet Riski Kimlerde Daha Fazladır?

Herkeste, her yerde, her yaşta diyabet teşhis edilebilir. Ailesinde diyabetli olanlar, Şişman kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar, Stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.

Tip 2 Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

Sık idrara çıkma, Ağız kuruluğu, Çok su içme, Açlık hissi, Cilt yaralarının geç iyileşmesi, Kuru ve kaşıntılı bir cilt, Sık sık enfeksiyon gelişmesi, Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür. Ancak bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar.

Ayrıca uyku hali, halsizlik, aşırı sinirlenme , gece uyanarak yemek yeme isteği, yemeklerden sonra acıkma hissi, olması gibi durumlarda da şeker hastalığı yönünden mutlaka tarama yapılmalıdır.

Tip 2 Diyabet Tedavisi

Birinci basamak tedavi planında medikal beslenme tedavisi yani beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, yaşam tarzının değiştirilmesi, egzersiz programlarının uygulamaya koyulması yer almaktadır. Eğer, bu tedavi planına uyulmasına rağmen kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak bazı Tip 2 diyabetliler kan şekeri düzeyini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabilir. Bu durumlarda uygun dozda yapılan insülin enjeksiyonları ile tedavi desteklenir.

Ağızdan şeker düşürücü hap veya insülin tedavisi alan Tip 2 diyabetlilerin haftanın belirli günlerinde kan şekerini ölçmeleri son derece önemlidir.

TEDAVİ
İLAÇ DİYET EGZERSİZ EĞİTİM

Diyabet hastalığının teşhisi ve diyabet hastalığı tedavisinin sonuçlarının değerlendirilmesi için 3 ay aralıklarla mutlaka dahiliye hekimine kontrole gidilmelidir.

Kan şekerinin normal değerleri; Açlık şekeri 100 mg/dl üzeri, Tokluk şekeri ise 140 mg/dl üzeri olmamasıdır. Tokluk şekerine yemeğe başladıktan 2 saat sonra bakılır. Ve tokluk şekeri bakılana kadar yemek dışında ek bir şey yenilmez.

DİYABET VE BESLENME

Diyabet tanısı konulmuş bir birey mutlaka bir diyetisyen yardımı almalıdır.

Sık sık, azar azar 3 ana (sabah-öğle-akşam) yemeği atlamadan beslenilmelidir. Öğün araları 2.5 - 3 saat kadar olmalıdır.

Şeker ve şeker içeren (reçel, çikolata, pasta, meşrubat, tatlı gibi) tüm besinlerden kaçınılmalıdır.

Su tüketimi artırılmalı. Günde 2-2,5 lt(8-10 bardak) su tüketilmesi sağlanmalıdır.

Tek başına meyve veya meyve suyu tüketilmemeli Süt ve yoğurt hekim ve diyetisyeninizin belirttiği oranda tüketilmelidir. Tuz kullanımı azaltılmalıdır.

Et içeren yemeklere ilave olarak yağ eklenmemelidir.

Sebze yemekleri az su ile pişirilmeli, yemeklerin yağlı suları tüketilmemelidir.

Kızartma, kavurma işlemleri yerine; haşlama, ızgara, buğulama ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Margarin ve tereyağından uzak durulmalı, bitkisel sıvıyağlar (fındık ve zeytin yağı) tercih edilmelidir.

Lifli/posalı ( baklagiller, sebze, meyve,bulgur vb) besinler, midenin boşalma hızını ve ince bağırsaklardan glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerini dengelemektedir. Aynı zamanda kan kolesterolü ve kan basıncını da arzu edilen seviyelerde tutmaya yardımcı olmaktadır. Midede, su ile birlikte şişerek tokluk hissi vermektedir. Bu nedenle lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır.

Hazır gıdalar (mayonez, ketçap, sucuk, salam, hazır çorba, et suyu, tavuk suyu) tüketilmemelidir.

Yatmadan 2 saat öncesinde yeme - içme bırakılmalıdır.

DİYETİN DÜZENLENMESİ İÇİN MUTLAKA DİYETİSYENE MUAYENE OLUNMALIDIR.

DİYABETİN AKUT KOMPLİKASYONLARI

Düşük kan şekeri (hipoglisemi) : Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı sonucu) kişi normal fonksiyonlarını yapamaz.

Hipoglisemi: şekerli meyve suyu, kesme veya toz şeker almakla hızla düzelir.

Kan Şekeri Düştüğünde Neler Yapılmalıdır..

Kan şekerinin düşmesi de yükselmesi gibi acil müdahale gerektiren önemli bir durumdur. Bu nedenle diyabetli kişi bir kolye, bilezik ya da saat kayışında diyabet kimliği taşımalıdır. Diyabetli kişinin bir öğün ya da ara öğün geciktirmesi ya da her zamankinden fazla hareket yaparak fazla enerji harcaması sonucunda oluşabilecek hipoglisemi(kan şekerinin düşmesi) durumunda diyabetli bireyde terleme, titreme, renk solukluğu, sinirlik, huzursuzluk fark edilir. Gerekli önlemler alınmazsa uyum güçlüğü sonra da şuur kaybı oluşabilir.

Hipoglisemide yapılması gerek tedavi şekli diyabetli kişide gözlenen belirtileri göre değişir. Belirtiler görüldüğünde 5-6 adet kesme şekeri bir bardak ılık suda eritilip içirilir

Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.

Bakteriyel / fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.

DİYABETİN KRONİK KOMPLİKASYONLARI

Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.

Kardiyovasküler hastalık : Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve sinir uçlarınında etkilenmesi ile beraber sonuç organlarda kesilmeye kadar gidebilir.

Bu nedenle kardiyoloji polikliniğine düzenli olarak 6 ay aralıklarla kontrole gelinmelidir.

Retinopati (Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2'si kör olurken, % 10'unda ağır görme bozukluğu gelişir.

Bu nedenle göz kliniğine düzenli olarak 6 ay aralıklarla kontrole gelinmelidir.

Nefropati (Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1 diyabetli kişilerin % 40'ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır böbrek hastalığı gelişebilir. Bu nedenle üroloji kliniğine düzenli olarak 6 ay aralıklarla kontrole gelinmelidir. Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef diyabet gelmektedir.

Bu nedenle noroloji kliniğine düzenli olarak 6 ay aralıklarla kontrole gelinmelidir.

DİYABETİN TEDAVİSİNDE NELERİ YANLIŞ YAPIYORUZ?

1. İlaçlarımızı düzensiz kullanıyoruz. Sık sık ilaç değiştiriyoruz.
2. İnsülini her gün aynı saatte yapmıyoruz.
3. Beslenme programımıza uymuyoruz: Bize öğretildiği gibi beslenmiyoruz , Rasgele zamanlarda yemek yiyoruz.
Ara öğünlerimizi almıyoruz. Bir öğünde yememiz gereken miktardan az yada çok yiyiyoruz.
4. İlaçlarımızın ismini bilmiyoruz.
5. Komşunun önerdiği ilaçları kullanıyoruz.
6. İlaç dışı birçok ottan,sudan fayda umuyoruz.
7. Egzersiz yapmıyoruz.
8. Doktor kontrollerimize düzenli gelmiyoruz.

SEYAHATE GİDERKEN YANIMIZA NELER ALMALIYIZ?

" Diyabet kimliğinizi yanınıza alınız,

" Eğer insülin kullanıyorsanız; yeterli miktarda (yedekleri ile birlikte) insülin, enjektör veya insülin enjeksiyon kalemini yanınıza alınız.

" Eğer ağızdan alınan diyabet ilaçları-hapları kullanıyorsanız; yeterli miktarda (yedekleri ile birlikte) ilaçlarınızı yanınıza alınız.

" Fazladan bir hafta yetecek miktarda kan glukoz ölçüm çubuklarınızı alınız. Doktor reçetenizi (insülin ve enjektörlerinizin yetersiz kalacağı durumlarda) alınız .

" Peynir, kraker, kesme şeker, gibi yanınızda kolayca taşıyabileceğiniz gıdaları alınız.

İnsülin ve ilaçlarınızın bulunduğu çantanızı kesinlikle bagaja vermeyiniz. İçine insülin kartuşunu yerleştirdiğiniz insülin kaleminizi yolculukta cebinizde taşıyabilirsiniz.

Kalem şeklinde kullanılan insülinin kartuşu oda sıcaklığında 1 ay süre ile kalabilir.

HASTANEMİZDE;
DİYABET HASTALARINA DAHİLİYE UZMAN DOKTORUMUZUN YÖNLENDİRMESİ İLE
İNSÜLİN EĞİTİMİ VERİLMEKTEDİR..

DİYABETİK AYAK

Diyabet hastalığında ayak sorunları neden ortaya çıkar?

Toplumu tehdit eden hastalıklar arasında altıncı sırada yer alan diyabet, organ kayıplarının nedenleri arasında ise birinci sırada geliyor. Kan şekeri düzensiz ve yüksek seyreden bireylerde sağlıklı bireylere nazaran ayak problemleri daha fazla görülmektedir. Kişide ayrıca dolaşım bozukluğu ve his kaybının (diyabetik nöropati) olması da ayakla ilgili problemlerin tedavi sürecini geciktirmektedir.

Şeker hastalığı sonucu sinirlerinizin harabiyetine bağlı olarak ayaklarınızda his kaybı olabilir. Ayaklarınız dokunduğu şeyi hissetmeyebilir. Örneğin bir çivi, bir taş ayağınıza battığı halde hissetmeyebilirsiniz. Bunun sonucu ayak yaralanmalarınız olabilir. Yaralar büyüyebilir, damarlarınızda da diyabete bağlı bozukluklar olduğunda ayaklardaki kan akımı azalır. Yaralar iyileşemez. Gangrene dönüşüp ayakların veya bacakların kesilmesine kadar giden kötü durumlar olabilir.

Diyabetli bireylerde tüm yaşamları boyunca diyabetik ayak gelişme riski %25 olarak saptanmıştır. Gelişen her bir diyabetik ayak yarasının iyileşme süresi ortalama 11–14 haftadır. Araştırma sonuçlarına göre günümüzde halen her 30 saniyede bir diyabete bağlı gelişen problemler nedeniyle hastaların ayağı/ bacağı cerrahi operasyonla kesilmek (ampütasyon) durumunda kalınmaktadır.

Diyabetik Ayağın Oluşumunda Risk Faktörleri Nelerdir?

Diyabetik ayak; eğitim ile önlenebilir bir durumdur ve oluşmasında rol alan etmenleri bilmek korunmada önemlidir. Risk faktörleri; Kötü kan şekeri takibi,Kolesterol yüksekliği,65 yaş ve üzeri,Ayakta ödem (su toplanması) varlığı,Aşırı kilo (obeziteEnfeksiyon varlığı (tırnak batması, yanıklar, mantar, vb.)Alkol ya da sigara içme öyküsünün varlığı,Ayakta şekil bozukluğu,Hijyen eksikliği,Dolaşım bozukluğunun olması,Temel ayak bakımı eksikliği,Ayakta nasır varlığı, Görme bozukluğunun olması,Uygun olmayan ayakkabı kullanımı,Fiziksel ya da kimyasal etkenlerle oluşan zedelenmeler,Geçirilmiş ayak ülseri veya ampütasyon öyküsünün olması,Diyabet eğitimi hiç alamamış hastalar,Ayakta his kaybının olması olarak sıralanabilir.

DİYABETİN AYAKLARIMIZA ZARAR VERMEMESİ İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

Diyabetli birey, sağlıklı ayaklar için cilt, tırnak bakımını yapmalı, çorap ve ayakkabı seçiminde sağlık ekibinin önerilerini dikkate almalıdır. Bunları daha ayrıntılı anlatmak gerekirse şöyle sıralayabiliriz:

Her akşam çoraplar çıkarıldığında ayaklar kontrol edilmelidir. Küçük zedelenmeler ya da kızarıklıklar olup olmadığına bakılmalı, küçük bir ayna yardımıyla ayak tabanları da dikkatle incelenmelidir. Eğer diyabetli bireyin görme problemi varsa yakınlarından yardım almalıdır.

Fark edilen bir yara ya da uzun süreli devam eden bir kızarıklık varsa doktora başvurulmalıdır. Diyabetli birey diyabet tedavisinin kontrolü için hekime her gidişinde ayaklarını da muayene ettirmelidir. Diyabetik ayak ülserinin erken evrede yakalamak ya da önlemek için yılda en az 4 kez uzman bir hekim ya da hemşire tarafından ayak muayenesi yapılmalıdır.

Ayaklar her gün ılık su ve cilt yapısına uygun (pH=5.5) olan yumuşak bir sabun ile ayaklar yıkanmalıdır. Suyun sıcaklığı mutlaka bir derece yardımıyla kontrol edilmeli ve 37 C den fazla olmamalıdır. Diyabetli bireylerde his kaybı gelişebileceği için suyun ısısını (sıcak/soğuk) fark edemeyebilirler. Diyabetli bireylerde dikkatsizlik sonucu ayak yanıklarına oldukça sık rastlanmaktadır. Ayak banyosu sırasında tahriş edici uygulamalardan kaçınılmalıdır. Nasır ve sertlikler varsa suda yumuşadıktan sonra ponza taşı ile hassas bir şekilde inceltilebilir.

Banyo sonrasında tüm ayak, özellikle parmak araları, yumuşak bir havlu yardımıyla iyice kurulanmalıdır. Bu uygulama parmak aralarında mantar gelişimini önleyecektir.

Ayaklar kuru ise nemlendirici krem kullanılmalıdır. Ayaklarda aşırı terleme söz konusuysa pudra kullanılabilir. Parmaklarda pençeleşme varsa, eklem sertliği oluşmaması için düzenli masaj yapılmalıdır. Kumsalda yürürken mutlaka ayağına koruyucu terlik ya da ayakkabı giymelidir. Sıcak kum yanıklara neden olabileceğinden ayaklar kuma gömülmemelidir. Tırnak kesimi sırasında keskin makaslar kullanmak ayaklara zarar verebilir. Tırnakların düz bir şekilde tırnak makasıyla kesildikten sonra kenarlarının törpülenerek yuvarlatılması daha güvenli bir yöntemdir.

Tırnak keserken derinin kesilmemesine dikkat edilmelidir.

Kalın tırnaklar suda yumuşatıldıktan sonra özel bir makasla kesilmelidir. • Gözü iyi görmeyen diyabetli birey kesinlikle kendi tırnağını kesmemeli, yardım almalıdır.

Tırnaklarda mantar gibi hastalıklar mevcut ise tedavi edilmelidir.

Tırnak batması gelişti ise doktora başvurulmalıdır.

Nasır gelişimi mevcutsa tedavisi için doktora danışılmalı, nasırı kendi başına kesmeye ya da tedavi etmeye çalışılmamalıdır.

 

Çankırı Özel Karatekin Hastanesi

Doktorunuza yazın..