Diyabetik Retinopati


Hocam, Diyabetik Retinopati Nedir?

Diyabetik Retinopati rahatsızlığı, şekere bağlı gözün retina tabakasında oluşan bir damar hastalığıdır. Retinada bulunan kılcal damarlarda yapısal olarak bozulmalar, tıkanıklıklar ve kanamalar görülür. Bu hastalık sonucunda ciddi düzeyde görme kusurları ve ilerleyen dönemlerde görme kayıpları meydana gelir.

Bu göz hastalığının, diyabet (şeker) hastalarında sıklıkla görüldüğünü biliyoruz. . .

Evet. Dünyada, gelişmiş ülkeler dâhil en fazla görme kaybına neden olan hastalık maalesef şeker hastalığıdır. Şeker hastalığı genellikle 5 yıldan önce gözü etkilemez. Yurdumuzda da şeker hastası olup, bu durumunu bilmeyen gözleri etkilendiğinde şeker hastalığı tespit edilen hasta grubu fazladır.

Her diyabet (şeker) hastasında diyabetik retinopati görülür mü?

Görülmeyebilir. Diyabetin kontrolü, beraberindeki diğer sistemik rahatsızlıklar, diyabetin tipi, kişisel faktörler de bunda etkilidir tabi.

Bu hastalığın kesin tedavisi mümkün müdür?

Şeker hastalığı ile yaşamayı bir yaşam biçimi haline getiren, şekeri kontrol altında olan ve göz hekimine düzenli kontrole giden hastalarda başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Hocam, diyabetik retinopati hastalığının belirtilerinden biraz söz edebilir miyiz?

Diyabetik Retinopati hastalığında diğer göz rahatsızlıklarında belirgin olarak meydana gelen batma, çapaklanma, ağrı gibi şikâyetler gözlemlenmemektedir. Yalnızca hastanın görmesinde azalma meydana gelir. Hastalığın başlıca belirtileri; ışık çakmaları, görüş alanında oluşan karanlık gölgeler, görüşün perdelenmesi, kısa süreli görme kaybı olarak sıralanabilir.

Teşhisin konulması ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

Esas teşhis düzenli göz arkası muayene ile konulur. Daha sonra yapılacak tetkikler hekimin tedavi kararını etkiler. Burada Fluorescein Fundus Anjiyografi (FFA) denilen ve halk arasında göz anjiyosu olarak bilinen cihaz yardımıyla tedavi kararı oluşturulur.

Bu hastalığın tedavisi için Kliniğinizde ne gibi imkânlar var?

Hastanemiz Göz Kliniği, ilimizde bu hastalığın tedavisinde gerekli teknoloji ve donanıma sahip halen tek merkez. Bu imkânlarla iki yılı aşkın bir süredir hizmet sunmaktayız. Hastalığın tanısı ve son evreye kadar olan tedavisi Kliniğimizde başarıylayapılmaktadır. Burada hastalığın durumuna ve seyrine göre koruyucu tedaviler, göz içi ilaç uygulamaları, lazer fotokoagülasyon uygulamaları şeklinde tedavi seçeneklerimiz vardır.

Lazer Fotokoagülasyon tedavisinden biraz söz edebilir miyiz?

Bu tedavinin gerekli hastalarda, uygun zamanda ve yeterli düzeyde verilmesi önemlidir.

Lazer fotokoagülasyon tedavisi ile retinada sonradan oluşan kan damarlarının, kanamaya başlamasından sonra uygulanabileceği gibi, kanama başlamadan önce de uygulanmaktadır. Kanama başlamadan önce uygulanan lazer tedavisi daha yararlı olmaktadır.

Diyabet hastaları düzenli olarak detaylı göz muayenesi yaptırmalıdır.” dememiz bunun içindir.

Ankara’da, üniversite hastanelerinde, göz bankalarında bu tedaviyi alabilmek için beklemeler söz konusu. Sonra hastalarımızın ulaşımı, vb. zorlukları oluyor. Bu imkânı ilimizde sunduğunuz için teşekkür ederiz.

Rica ederim. Bu hastalığın tedavisi zahmetli ve uzun bir tedavi. Büyük şehirlerde hastalığın tedavisini veren merkezler sayıca az. Buralarda hasta yoğunluklarının oluşması nedeniyle hastaya uygun zamanda, yeterli tedavinin verilemediği, tedavide gecikmeler ve sonuç olarak görme kayıplarının meydana geldiği yönünde gözlemlerimiz artmaya başladığında sosyal bir sorumluluk hissettik ve bu merkezi kurduk.

Hocam, bir de “Son evreye kadar gerekli tüm tedaviler Kliniğimizde yapılmaktadır.” diyorsunuz. Hastalığın son evresi dediğimizde nasıl bir durum ortaya çıkıyor?

Son evrede hastanın göz durumu kötüdür. Cerrahi planlanır, fakat hastaya çok fazla ümit verilmez. Vitreoretinal cerrahi dediğimiz son evre hastalardaki tedavi için 3. basamak sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır.

Sonuç olarak, erken teşhisin burada çok önemli olduğunu anlıyoruz. . .

Kesinlikle evet. Belirttiğim gibi, diğer göz hastalıklarının aksine, hastalık çok ileri evrelere gelinceye kadar hastalarda belirgin şikâyet oluşmamaktadır. Gözlerinde hiçbir rahatsızlığı olmayan şeker hastasının, göz arkasında hiçbir etkilenme yoksa bile yılda bir muayenesi şarttır. Etkilenme başladı ise bu süre 6 ay ve daha sık aralıklara iner. Tedaviye başlama zamanını göz hekimi belirler, fakat genellikle hastalar tedaviye asıl başlanılması gereken zaman geçtikten sonra hekime başvurmaktalar. Tabi buda tedavi alınan cevabı olumsuz yönde etkiler.

Bu vesileyle hastalarımıza önerileriniz neler olur?

Diyabetik retinopati hastalığının tedavisi, hasta için zahmetli ve uzun bir tedavi olduğu kadar da göz hekimi için de öyledir. Hasta – hekim ilişkisi, düzenli takip, hastalığın kontrolünde diğer branşlarla, özellikle iç hastalıkları branşı ile iletişim, son derece önemlidir. Bu yüzden hastanın bilinçli olması her zaman tedavinin başarısını artırmaktadır.

Op.Dr. Ayşe ARSLANPENÇE
Göz Hastalıkları Uzmanı

Op.Dr. Ayşe ARSLANPENÇE

Doktorunuza danışın..