SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI


Bundan 30-40 yıl önce nadiren doktor yüzü gören ve nadiren ilaç kullanacak kadar hastalanan bizler çocuklarımızı hemen her ay hastaneye götürürken hayretler içinde kalıyoruz. Çocuklarımızın bizden çok doktor-hastane tecrübesi oluyor adeta.

Peki hastalıkları en aza indirmek, sağlıklı çocuklar yetiştirmek çok mu zor? Aslında hiç değil, sadece birkaç noktaya dikkat etmek gerekli galiba.

Sık doktora gitmemiz aslında hayret verici değil. Asıl hayret edilecek şey son yıllarda sağlıksız yeme-hareket alışkanlıklarına rağmen çocuklarımızın bizim kadar sağlıklı olmasını beklemek.

Teknoloji ilerledikçe yaşadığımız çevre, soluduğumuz hava, maruz kladığımız kimyasallar ve cep telefonları başta olmak üzere teknolojik araçların yarattığı manyetik kirlenme belki de daha az kontrol edebildiğimiz şeyler.

Peki ya aldıkları gıdaların doğal olması ve hareketli yaşamaları için gösterdiğimiz özen? Çocuğumuz paketli ürünleri 2 günde bir 1 adet olarak yese “çocuk paketli ürün yemiyor” kabul ediyoruz.

Çocuklarımızı iki adım yürütmüyoruz, hemen ya kucağa ya arabaya atıyoruz, okul zamanında ise servisler neredeyse çocukları yataklarından alacaklar...

Doğal beslenmeye, öğünleri atlamadan ve acıkınca yemeye, hareketliliği arttırmaya (bisiklet, yüzme, gidecekleri yere yürüme gibi) çalışma dışında hala çocuğumuz sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa neler yapılabilir?

BU KONUDA AŞAĞIDAKİ DURUMLARIN DOKTORUNUZCA ARAŞTIRILMASI YERİNDE OLACAKTIR:

1) Allerji (astım, allerjik bronşit, diğer allerjiyle ilintili durumlar)

Teknoloji ve olumsuz yeme-yaşam alışkanlıkları ile allerjiler son yıllarda belirgin olarak artmıştır.

Çocuk bariz olarak astım olmasa da allerjik yapılı ise sık boğaz enfeksiyonu, kulak enfeksiyonu, burun akıntısı, larenjit, bronşit yaşayabilir.

Bu durumuda yaş ve ortam elverirse allerji testleri yapılabilir.

Bazense doktorunuz çocuğun durumuna bakarak allerjik olduğunu düşünerek allerji testi yapmadan bile allerji tanısı koyarak bazı allerji koruyucular başlayabilir ve size allerjiden nasıl korunacağı hakkında bilgi verir.

Kimi zaman allerjik çocuklarda kulağa tüp konması ve diğer işlemler için çocuk uzmanlarının kulak-burun-boğaz uzmanları ile beraber çalışması gerekebilir.

2) Mide reflüsü

Normalde yiyecekler yemek borusundan mideye aşağı yönde ilerler ve sindirilerek barsaklara geçerler.

Yukarı yönde, yani mideden yemek borusuna doğru geriye kaçak olmasına mide reflüsü denir.

Sık hastalanan çocuklarda bu durumun araştırılması gerekir.

3) Geniz eti

Geniz eti büyük olan çocuklarda oksijenlenmenin bozulması ve ağız-boğaz savunmasının önemli parçası olan flora (yararlı bakterilerden oluşan yapı) bozulduğundan sık hastalanma olur.

4) Bademcik sorunları

A grubu beta streptokok başta olmak üzere pek çok mikropla hastalanan ve başedilmez duruma gelip iyice büyüyen bademciklerin artık işlevini yitirmesi, bölgenin anatomisini (yapısını) ve florasını bozması nedeniyle alınması gerekebilir.

5) Bağışıklık hastalıkları ve genetik hastalıklar

Çoğu anne-baba sık solunum yolu nefeksiyonu olan çocukta bağışıklığın araştırılmasını istemektedir.

Bağışıklığın bozulması yeme-yaşam alışkanlıkları nedeniyle olmuşsa genel bir bozukluktur ve bu sık görülür, bu duruma daha çok çocuğun hikayesi ve muayenesi ile tanı konulr, belli bir testi yoktur.

Özel bağışıklık testleri sadece özel, son derece nadir görülen bazı hastalıklar için yapılabilir, bu testlerin ciddi hastalıklar geçiren ya da yukarıdaki testlerden sonuç alınamayan ve çok sık hastalanan gruplarda yapılması yerinde olur.

6) Solunum yolunda yabancı cisim

Akla en az gelen ama çocuk yaş grubunda atlanmaması gereken önemli bir durumdur.

AİLELERİN YAPMASI GEREKEN KISMA GELİNCE AİLELERİN EN FAZLA ATLADIĞI, EN AZ ÖNEM VERDİĞİ NOKTALARA GELİYORUZ:

1) Güvendiğiniz devamlı bir doktorunuzun olması, mecburi doktor değişikliğinde takip eden doktorunuzun durumdan duruma göre 2-3 gün ya da hafta içinde haberdar edilmesi, acil servislerin en az kullanılması

Ateşi çıkan çocuğun gün boyu doktora götürülmeyüp mesai bitimine ya da hafta sonuna bile bile (ya da bıçak kemiğe dayanıncaya kadar) bırakılması doğru bir yaklaşım olamaz.

Acil doktoru size kabaca ve hastayı bir daha göremeyeceği için garantili olsun diye muhtemelen bol antibiyotikli ya da dozu çocuk dozlarına uymayabilen kaba tedaviler verebilir.

Acile gitmek zorundaysanız ateşi varsa düşürtüp ertesi gün antibiyotik kullanması şartsa takip eden doktorunuzun tavsiyesi ile kullanılmalı.

İlaç haftasonu başlandıysa doktorunuz 2-3 gün içinde mesai günlerinde (izindeyse izin dönüşü) en yakın zamanda doktorunuz haberdar edilmelidir.

Sık solunum yolu enfeksiyonu geçiren bir çocuğun huyunu suyunu, genel gidişatını bir ya da iki görmeyle doktor anlayamayabilir. Çocuğunuzun gidişatını anlaması için doktorunuza şans vermelisiniz.

Güvensizlik, aşırı pimpiriklilik, aşırı panik, internet ve çevreden duyumlara aşırı önem verilmesi ilişkiyi ve doktorun rahat hareket etmesini olumsuz etkiler.

Aile baskısıyla yazılan reçeteler bazı tıp dergilerine konu olmuştur.

Kimi zaman da aile hekimi – çocuk uzmanı gibi, veya kulak-burun-boğaz uzmanı ile beraber takip gibi 2 veya 3 doktorun dialoğunun iyi kurulması, bu konuda ailenin de gerekli kolaylaştıcı bağlantıya destek olması, teşvik etmesi şüphesiz çocuğun güzel takibi ve 1 kişiye bağımlılığını azaltma gibi sağlıklı sonuçlara yol açacaktır.

2) Sade beslenme-alkali beslenme

Fazla karbohidrat vücutta asit toplanması ve toksinlerin (zararlı maddelerin) birikimine, bağışıklığın azalmasına ve sık hastalanmasına sebep olur.

Paketli ürünler (abur-cubur) vücudu gereksiz yere yorarak yine atılması gereken maddeler ile vücudun devamlı ilgilenmesine, allerjilere, bağışıklığın azalmasına sebep olur.

Taze sebzeleri, özellikle çiğ yenenleri sık tüketmek ve bol su içmek tosinlerin atılmasına ve hastalandırıcı sebeplerin çoğunun ortadan kalkmasına sebep olur.

Günümüzde yapamadığımız beslenme türlerinden biri de sade beslenmedir.

Bizlerin çocukluğunda olmayan ya da az olan kivi, soya vb gibi maddeler şu an sıradanlaşırken mango, papaya vb gibi vücudumuzun alışık olmadığı bir sürü tatlar günümüz menüsüne katılmakta

Ayrıca değişik abur cubur türlerinden aldığımız maddeler, katkı maddeleri ve bu yeni alışık olmadık besinler vücudumuzda değişik allerjenler şeklinde algılanıyor, barsak floramızı (yararlı bakteriler topluluğunu) sayı ve içerik olarak değiştiriyor.

Ayrıca bir gün içersinde ya da aynı öğün içinde de çok fazla çeşit beslenmemizin de sağlıklı olmadığı söyleniyor.

3)Spor-hareketli yaşam

Sporun bağışıklık üzerine etkisi çok yüksek olmakla beraber yüzme ve çok sık terlenip soğumanın olması durumunun olumsuz etkilerini azaltmak gerekmektedir.

Yine de bu olumsuz yanları düşünerek çocuğu spordan mahrum etmemelidir.

Çocuklarımızı ayrıca yürütmeye de teşvik etmeliyiz. Maalesef çok kısa mesafelere erişkinler olarak yürümeyen, 2-3 kat merdiveni asansörsüz çıkamayan bir toplum olduk ve çocuklarımız da bizi örnek aldıkça kaslarının güçsüzlüğü, yağ dokusunun artması ve dolaşımın azalması yine bağışıklığı olumsuz etkilemektedir.

4) Fazla korumacı tutumdan uzaklaşma ve pozitif zihinsel tutum

Kışın daha kuzeyimizdeki Avrupa ülkelerinde çocuklar kış yürüyüşleri, dağ turları, hatta 25 C sıcaklıkta denize bile girme gibi biz Türk annelerini hayrete düşüren faaliyetler yaparlar ve daha da az solunum yolu enfeksiyonu geçirirler.

Dahası dondurma yerler, sütü ve suyu soğuk da içebilirler. Bol da terleyecek faaliyetler ya da spor etkinlikleri yaparlar.

Bu arada zihinsel olarak zekaları artmakla kalmaz, hareketlilik nedeniyle dolaşımları artar, bağışıklıkları güçlenir, soğuğa maruz kalmaya vücut alışır, hem de zevk aldıkları için endorfin hormonu salgılanır, bu da hem bağışıklığı hem gelişmeyi azami şekilde arttırıcı etki yapar.

Evde kavga ortamı, devamlı hastalık konusunda ya da farklı konularda endişeli ailelerin çocuklarında endorfin daha az salgılandığından daha fazla hastalanırlar.

Mutlu yetişen ancak hastalıklanan çocuklarda da ailenin farkında olmadan yaptığı baskılar, yukarıda sayılan fazla korumacı tutumlar ile “hastalıklara çok fazla önem verme” durumu sözkonusu olabilir.

Toplumumuzda “hastalıklarla iligilenme” bu olmasa bile evham özellikle hanımlarımızda çok sık gözlenmektedir.

Hastalandığımızda kendimizi dinlemeyi ve birine “ne kadar zavallı olduğumuzu”, “ne çektiğimizi” anlatmayı severiz ve hastalık çocuğumuzda olunca durum daha da vahim hal alır. Bu tutum da hastalıkları adeta çağırır.

Çocukluktaki sık bronşit, alerji ve sık tonsilit gibi bazı hastalıkların büyüyünce geçme sebebini okul ve diğer sebeplerle çevreyi değiştiren çocuğun zihninin de aileden uzaklaşması ve kendini daha iyi ifade edebilmesine bağlayan yazılar yayınlanmaktadır.

5) Temizlik

Gerekli temizlik (ağız - boğaz temizliği, diş fırçalama) önemliyken, gereksiz temizlik (çevreyi dezenfeksiyon) florayı ve vücut dengesini bozuyor.

Özellikle de annelerimizin gözden kaçırdığı nokta ev adeta sterilleştirecek kadar temizlerken, çocuklara gereken temizliği bazı nedenlerle verememek.

Mesela üşütmesinden korkmaktan banyonun az yapılması, her yemekten sonra diş fırçalanması üzerinde durulmaması, ağız ve buruna su alıp verme yoluyla ağız - burun temizliği yapmak ve el yıkatmak gibi genel temizliği önemsenmeyebiliniyor.

Evde çok fazla ve bol çamaşır sulu temizliğin sağlığa etkisi tartışmalıdır. Çocuğun hijyeni özellikle de ağız - diş - burun temizliği ise sağlık için şarttır.

6) Gereksiz antibiyotik kullanmamak, kullanmaya başlayınca yarıda bırakmamak

Gereksiz antibiyotik kullanımı çoğu kez “ateş çıktığında antibiyotiksiz geçmez” düşüncemizden kaynaklanır.

Ateşi bakteriler yapabilir, antibiyotik bakterileri öldürür, ama virüsler de sık hastalık yaparlar ve entibiyotikten etkilenmeyecekleri için doktorunuz virüs enfeksiyonlarında antibiyotik yazmak istemeyecektir.

Antibiyotik konusunda doktorunuza ısrarcı olmanız, uzman yerine bakter-virüs ayrımının yapılamayacağı yerler olan acil servisleri muayene yerleri olarak kullanmanız gereksiz reçetelere sebep olacaktır.

Antibiyotik kullanılmaya başlandığında çok antibiyotik almasın vb sebeplerle yarıda kesmek ya da düzensiz kullanmak da çok daha dirençli mikroplarla hastalanmaya yol açar.

7) Radyasyondan (manyetik kirlilikten) koruma

Manyetik kirlilikten günümüzde kaçınamasak da cep telefonlarına, monitörlere ve çaşitli aletlere çocuğumuzu en az maruz kalacağı ortamı yaratmak elimzde.

Oysa ki bu konudaki özensizlik çevremizde çok küçük çocukların elinde cep telefonu, tabletler, bilgisayarda ustalaşmış küçük parmaklar şeklinde kendini göstermektedir.

8) Şifalı bitkiler ve benzeri bazı ürünlerin kullanımı

Balık yağı adıyla bilinen omega 3, propolis, ekinezya, beta-glukan, çörek otu gibi ürünlerin, ozon tedavisinin hastalıkları azaltması, bağışıklığı arttırması nedeniyle takviyesi yapılabilir.

Bu ürünler de hekiminizin bilgisi dahilinde kullanılmalıdır.

9)Doğru nefes alma tekniği

Doğru nefes alamayan hastalar nefesin gitmediği bölgede hastalıklarla karşılaştığından doğru nefes tekniklerinin öğrenilmesi ve uygulanması gerekir.

GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE SIK ENFEKSİYONLARDA ÇARESİZ DEĞİLİZ, YETER Kİ ÜMİDİMİZİ KAYBETMEYELİM, HANGİ NOKTADA EKSİĞİMİZ VARSA TAMAMLAYALIM VE PANİK OLMADAN BELLİ BİR AKIŞ ŞEMASINDA, GÜVEN DUYGUSUNUN HAKİM OLDUĞU HEKİM - AİLE İLİŞKİSİ VE İŞBİRLİĞİ DAHİLİNDE GİDELİM.

SAĞLIKLI NESİLLER, SAĞLIKLI YARINLAR...

Uzm.Dr. Berna CANTER
Çocuk Sağlığı Uzmanı

Uzm.Dr. Berna CANTER

Doktorunuza danışın..